Kadere İman Hakkında
HAŞRA VE NEŞRE ÎMAN
Haşr ve neşr de inanç esaslarındandır. Haşr ve neşrin gerçek olacağına dair birçok âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf vardır.
"Neşr"den kastedilen mânâ, ruhların tekrar bedenlere iade edilmesidir. İlk yaratılış bunun tekrar olabileceğinin delilidir. Nitekim Allâh-u Teâlâ “Bu kemikleri diriltecek kimmiş? Oysa onlar çürü-müş" diyene karşı Habibi (Sallallahu Aleyhi ve Sellemje şöyle buyurmuştur:
قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنْشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ
"De ki: 'Kendilerini ilk defa yoktan yaratmış olan O Zât on-ları diriltecektir. Zaten O, her yaratılmışı (hakkıyla bilen ve ölü-nün parçaları karalara, denizlere karışsa da, yakılıp külleri savrulsa da, onları bir araya getirip diriltme gücüne sahip olan bir) Alîm'dir." (Yasîn Sûresi: 78-79)
"Haşr"dan kastedilen ise; ruhların bedenlere iadesinden sonra mahşer yerinde toplatılıp bekletilmeleridir. Bu ikisinden herhangi bi-rinin bizzat vâki olacağını inkâr etmenin, kişiyi İslâm dâiresinden çıkaracağı konusunda âlimler ittifak etmişlerdir.
Öldükten sonra diriltileceğimiz kesin ve tartışmasız inanç esasıdır. Ancak bu diriltilmenin niteliğine dair iki farklı görüş vardır. Öncelikle şunu söylemeliyiz ki her iki görüş de delâleti bakımından (kesin bir ilim ifade etmeyen) zannî delillere dayandırılmış olup eli-mizde birini diğeri üzerine tercih ettirecek delâlet yönü kesin olan bir delil yoktur. Ancak âlimlerin çoğu ikinci görüş üzeredirler.
Birinci görüşe göre; insan bedeninin bütün cüzleri tamamıyla yok olup hiçbir eseri kalmadıktan sonra Allâh-u Teâlâ bizzat yok olmuş o cüzlerden insanı tekrar yaratacaktır. Nitekim Allâh-u Teâlâ:
كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ
"O'nun Zât'ından başka her şey yok olacaktır" (Kasas Süresi:88) kavl-i şerîfinde Kendi Zât'ının dışında kalan her varlığın bir anlığına da olsa yok olacağını açıklamıştır.
İkinci görüşe göre; insan bedenini oluşturan cüzler tamamen yok olmayacak, ancak ayrışıp toprak olacaktır. Ahiret günü geldiğinde ise her şeye gücü yeten Allâh-u Teâlâ en azından kalacağı kesin olan kuyruk sokumundaki hücre üzerine diğer cüzleri terkip ederek insanı tekrar eski hali üzere yaratacaktır.
Nitekim Allâh-u Teâlâ:
وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ أَرِنِي كَيْفَ تُحْيِ الْمَوْتَى قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِنُ قَالَ بَلَى وَلَكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْبِي قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلَى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءً ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًا وَاعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ)
"Hani bir zaman İbrâhîm: 'Ey Rabbim! (İmanımın, ilimden ayâna yükselmesi için) bana göster ki, ölüleri nasıl dirilteceksin?' demişti. O (Allâh-u Teâlâ da ona): 'Yoksa sen (Benim yeniden dirilt-meye Kādir olduğuma) inanmadın mı?' buyurmuştu. O da: 'Evet! (İnandım) velâkin (gözümle de görerek) kalbim iyice yatışsın diye (bu istekte bulundum)' demişti.
(Bunun üzerine) O (Allâh-u Teâlâ, diriltme mûcizesini göstermek üzere ona): 'Öyleyse (tavus, horoz, karga ve güvercin olmak üzere) kuşlardan dördünü (eline) al ve (şekillerini iyice tanıyıp zihninde tutabilmen için) onları kendine (doğru evirip) çevir (ki, diriltilmelerinin ardından karıştırıp da: 'Bu başka, o başka' demeyesin).
Sonra (onları parça parça yapıp) her bir dağ üzerine onlardan bir parça koy. Daha sonra da onları çağır ki, (bak nasıl) sana ko-şarak gelecekler. (Şunu da iyi) bilesin ki; şüphesiz Allâh (istediğini yapmaktan engellenemeyen bir) Azîz'dir, (her yaptığını üstün hik-metlere mebnî olarak yerli yerince yapan bir) Hakîm'dir' buyur-muştu" (Bakara Süresi: 260) kavl-i şerîfinde bu hakîkati beyan etmiştir.
Kuyruk sokumundaki hücrenin yok olmayacağı ve diğer parçala-rın onun üzerine birleştirileceği husûsundaki hadîs-i şerîfın "Buhârî" (no:4651) ve "Müslim" (no:2955) dahil bir çok sahîh kaynakta yer aldığı göz önünde bulundurulduğu zaman bu ikinci görüşe inanmanın daha doğru olduğu ortaya çıkar.
Haşr ve neşr de inanç esaslarındandır. Haşr ve neşrin gerçek olacağına dair birçok âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf vardır.
"Neşr"den kastedilen mânâ, ruhların tekrar bedenlere iade edilmesidir. İlk yaratılış bunun tekrar olabileceğinin delilidir. Nitekim Allâh-u Teâlâ “Bu kemikleri diriltecek kimmiş? Oysa onlar çürü-müş" diyene karşı Habibi (Sallallahu Aleyhi ve Sellemje şöyle buyurmuştur:
قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنْشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ
"De ki: 'Kendilerini ilk defa yoktan yaratmış olan O Zât on-ları diriltecektir. Zaten O, her yaratılmışı (hakkıyla bilen ve ölü-nün parçaları karalara, denizlere karışsa da, yakılıp külleri savrulsa da, onları bir araya getirip diriltme gücüne sahip olan bir) Alîm'dir." (Yasîn Sûresi: 78-79)
"Haşr"dan kastedilen ise; ruhların bedenlere iadesinden sonra mahşer yerinde toplatılıp bekletilmeleridir. Bu ikisinden herhangi bi-rinin bizzat vâki olacağını inkâr etmenin, kişiyi İslâm dâiresinden çıkaracağı konusunda âlimler ittifak etmişlerdir.
Öldükten sonra diriltileceğimiz kesin ve tartışmasız inanç esasıdır. Ancak bu diriltilmenin niteliğine dair iki farklı görüş vardır. Öncelikle şunu söylemeliyiz ki her iki görüş de delâleti bakımından (kesin bir ilim ifade etmeyen) zannî delillere dayandırılmış olup eli-mizde birini diğeri üzerine tercih ettirecek delâlet yönü kesin olan bir delil yoktur. Ancak âlimlerin çoğu ikinci görüş üzeredirler.
Birinci görüşe göre; insan bedeninin bütün cüzleri tamamıyla yok olup hiçbir eseri kalmadıktan sonra Allâh-u Teâlâ bizzat yok olmuş o cüzlerden insanı tekrar yaratacaktır. Nitekim Allâh-u Teâlâ:
كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ
"O'nun Zât'ından başka her şey yok olacaktır" (Kasas Süresi:88) kavl-i şerîfinde Kendi Zât'ının dışında kalan her varlığın bir anlığına da olsa yok olacağını açıklamıştır.
İkinci görüşe göre; insan bedenini oluşturan cüzler tamamen yok olmayacak, ancak ayrışıp toprak olacaktır. Ahiret günü geldiğinde ise her şeye gücü yeten Allâh-u Teâlâ en azından kalacağı kesin olan kuyruk sokumundaki hücre üzerine diğer cüzleri terkip ederek insanı tekrar eski hali üzere yaratacaktır.
Nitekim Allâh-u Teâlâ:
وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ أَرِنِي كَيْفَ تُحْيِ الْمَوْتَى قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِنُ قَالَ بَلَى وَلَكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْبِي قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلَى كُلِّ جَبَلٍ مِنْهُنَّ جُزْءً ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًا وَاعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ)
"Hani bir zaman İbrâhîm: 'Ey Rabbim! (İmanımın, ilimden ayâna yükselmesi için) bana göster ki, ölüleri nasıl dirilteceksin?' demişti. O (Allâh-u Teâlâ da ona): 'Yoksa sen (Benim yeniden dirilt-meye Kādir olduğuma) inanmadın mı?' buyurmuştu. O da: 'Evet! (İnandım) velâkin (gözümle de görerek) kalbim iyice yatışsın diye (bu istekte bulundum)' demişti.
(Bunun üzerine) O (Allâh-u Teâlâ, diriltme mûcizesini göstermek üzere ona): 'Öyleyse (tavus, horoz, karga ve güvercin olmak üzere) kuşlardan dördünü (eline) al ve (şekillerini iyice tanıyıp zihninde tutabilmen için) onları kendine (doğru evirip) çevir (ki, diriltilmelerinin ardından karıştırıp da: 'Bu başka, o başka' demeyesin).
Sonra (onları parça parça yapıp) her bir dağ üzerine onlardan bir parça koy. Daha sonra da onları çağır ki, (bak nasıl) sana ko-şarak gelecekler. (Şunu da iyi) bilesin ki; şüphesiz Allâh (istediğini yapmaktan engellenemeyen bir) Azîz'dir, (her yaptığını üstün hik-metlere mebnî olarak yerli yerince yapan bir) Hakîm'dir' buyur-muştu" (Bakara Süresi: 260) kavl-i şerîfinde bu hakîkati beyan etmiştir.
Kuyruk sokumundaki hücrenin yok olmayacağı ve diğer parçala-rın onun üzerine birleştirileceği husûsundaki hadîs-i şerîfın "Buhârî" (no:4651) ve "Müslim" (no:2955) dahil bir çok sahîh kaynakta yer aldığı göz önünde bulundurulduğu zaman bu ikinci görüşe inanmanın daha doğru olduğu ortaya çıkar.