Kitaplara İman Hakkında
KİTAPLARA ÎMAN
İslâm'ın temel esaslarından olan kitaplara îman, Âmentü esas-ları içerisinde üçüncü sırada yer almıştır.
Kitaplara îmandan maksat; Allâh-u Teâlâ'nın peygamberlerine indirmiş olduğu bütün kitapların ve sahifelerin Allâh-u Teâlânın kelamı olduğuna, hak ve doğru olduğuna, insanlara hidâyet ve kur-tuluş rehberi olmakta yeterli olacağına, insanlar arasındaki husûmet ve dâvâların öncelikle Kur'ân-ı Kerîm ile halledilmesi gerektiğine, beşerî hiçbir yasa, kanun veya düzenlemenin bu mesâbede olamaya-cağına ve Kur'ân-ı Kerîm ile çelişen hiçbir anayasanın ve hiçbir ka-nunun geçerli olmadığına şüphesiz inanılmasıdır.
Zîrâ kitapların indirilme hikmeti; insana verilen aklın sınırlı ol-ması nedeniyle ve bazen şehvetin galebe çalmasıyla doğru düşünme yeteneğini kaybetmesi sonucunda zararına ve yararına olacak şeyleri detaylı olarak bilememesidir.
İslâm'da îman esasları birbiriyle bağlantılı olup kendi aralarında parçalanmaz ve birbirinden ayrılmaz olduğundan dolayı kitaplara îman, diğer esaslardan ayrılmaz.
Allâh-u Teâlâ'ya inanmak, O'nun, peygamberleri birer yol göste-rici olarak gönderdiğini kabul etme sonucuna götürür. Peygamberlere îman da onların Allâh-u Teâlâ dan getirip tebliğ ettiklerini tasdik etmeyi (doğrulamayı) gerektirir.
Kendisine kitap indirilen her peygamber de, ondaki emir ve yasakla. Her ilahi kitap, mutlaka bir peygamber aracılığıyla gönderilmiştir. rin uygulanması gerektiğini tebliğ etmiş ve bütün bunların yaşanabilir olduğunu bilfiil göstermiştir.
Semavi kitapların tamamının kaynağı birdir. Yani hepsi Allâh-u Teâlâ'dan olduğuna göre birine inanıp diğerine inanmamak veya herhangi birinin bazı âyetlerine inanıp diğer âyetlerine inanma. mak, hatta bir âyetini dahi inkâr etmek tamamını inkâr anlamına gelir ki bu da kişinin İslâm dâiresinin dışında kalmasını gerektirir.
Kur'ân-ı Kerîm vâsıtasıyla bildirilen Tevrât, İncil, Zebûr ve bize bildirilmemiş diğer kitap ve sahîfelere icmâlî olarak (Rabbimiz'den geldiğine toplu bir şekilde) inanılması yeterli olup Kur'ân-ı Kerîm'e ise tafsîlî olarak (her âyetini içine alacak şekilde) inanmak gerekir.
Kur'ân-ı Kerîm'den önceki semâvî kitaplar ya tahrif edilmiş olmaları sebebiyle ya da hikmeti Allâh-u Teâlâ tarafından bilinen bazı nedenlerle nesh edilmiş (hükmü geçersiz addedilmiş)tir.
Kur'ân-ı Kerîm ise âhir zaman ümmeti olan Ümmet-i Muhammed'e indirilmiş olması hasebiyle onun hükmü kıyamete kadar devam ede-cektir ve hiçbir şekilde tahrif edilmesi (herhangi bir âyetinin değişti-rilmesi) mümkün olmayacaktır.
Nitekim Allâh-u Teâlâ bu konuda:
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
"Gerçekten de Biz, o (inkâr etmiş oldukları) Kur'ân'ı Biz indir-mişizdir! Şüphesiz ki Biz (diğer kitaplarımız arasından) sadece onu elbette (tahrif ve değişikliklere uğratılmaktan koruyup) muhafaza edicileriz" (Hicr Süresi:9) buyurmuştur.
Kur'ân-ı Kerîm kendinden önceki kitapları tasdik etmiş, fakat onların getirdiği hükümleri kaldırarak yerlerine yeni hükümler getir-miş, mümin olabilmek için Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)e ve ona indirilen Kitab'a uymak gerektiğini ısrarla vurgulamıştır.
Buna göre Hristiyan veya Yahudi olan birinin makbül bir imana sahip olabilmesi; Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve sellemji ve Kur'ân-ı Kerim'in hükümlerini gönülden benimseyip onlara îman etmesine, Hristiyanlık veya Yahûdilik gibi bâtıl dinlerin hålen geçerli olduğuna inanmaktan ve onların ibadet tarzı olarak benimsediği mensüh (geçer-siz) hükümleri uygulamaktan berî (uzak) olmasına bağlıdır.
Dolayısıyla Müslüman bir kimsenin Kur'ân-ı Kerîm'den önce gönderilmiş Tevrât ve İncîl gibi kitapları okuyup incelemesi câiz de-ğildir. Bunlara karşı vazîfemiz sadece Allâh-u Teâlâ'dan gönderil-miş olduklarına îman etmemizdir.
Kitaplara îmanın (inanmanın), inanç esaslarından biri olduğu-nun delillerinden birisi de şu âyet-i kerîmedir:
قُولُوا آمَنَّا بِاللهِ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْنَا وَمَا أُنْزِلَ إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطِ وَمَا أُوتِيَ مُوسَى وَعِيسَى وَمَا أُوتِيَ النَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
"(Ey müminler! Sizi Yahudiliğe ve Hristiyanlığa îman etmeye da-vet edenlere) deyin ki: 'Biz Allâh'a, bize indirilmiş olan (Kur'ân-ı Azîmüşşân)a, İbrâhîm'e, İsmâ'îl'e, İshak'a, Ya'kûb'a ve o (İbrâhîm ile İshak (Aleyhimesselâm)ın) torunlar(1 olan on iki boy)a indirilmiş olan (sayfalar)a, Mûsâ'yaveÎsâ'yaverilmişolan (Tevrâtve İncilkitapların)a ve (sâir) peygamberlere Rablerinden verilmiş olan (sayfa)lar(in ta-mamın)a îman ettik.
Biz (Yahudi ve Hristiyanlar gibi, kimine inanıp kimini inkâr ede-rek) onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız. Ayrıca (siz:) 'Biz ancak O(nları gönderen Allâh-u Azîmü'şşâ)na (her zaman tam mânâsıyla boyun eğerek) teslim olucu (Müslüman) kimseleriz' (de-yin)." (Bakara Süresi: 136)
KUR'ÂN-I KERİM'İN TARİFİ
Alimler, Kur'ân-ı Kerîm'in tarifi hakkında şu vechile icmâ ve ittifak etmişlerdir: Kur'ân-ı Kerîm, muciz (hem lafzı hem de mânâsı bakımından bir mislinin meydana getirilmesi husûsunda insanları ve cinleri aciz bırakan) bir kelam olup, Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lemje yirmi üç senede peyderpey indirilmiş, mushaflara yazılmış, kalp-lerde hıfzedilmiş, tevâtür yoluyla müminlere nakledilmiş, bir âyet bile olsa tilâveti (okunması) ibâdet sayılmış bir kitaptır.
İslâm'ın temel esaslarından olan kitaplara îman, Âmentü esas-ları içerisinde üçüncü sırada yer almıştır.
Kitaplara îmandan maksat; Allâh-u Teâlâ'nın peygamberlerine indirmiş olduğu bütün kitapların ve sahifelerin Allâh-u Teâlânın kelamı olduğuna, hak ve doğru olduğuna, insanlara hidâyet ve kur-tuluş rehberi olmakta yeterli olacağına, insanlar arasındaki husûmet ve dâvâların öncelikle Kur'ân-ı Kerîm ile halledilmesi gerektiğine, beşerî hiçbir yasa, kanun veya düzenlemenin bu mesâbede olamaya-cağına ve Kur'ân-ı Kerîm ile çelişen hiçbir anayasanın ve hiçbir ka-nunun geçerli olmadığına şüphesiz inanılmasıdır.
Zîrâ kitapların indirilme hikmeti; insana verilen aklın sınırlı ol-ması nedeniyle ve bazen şehvetin galebe çalmasıyla doğru düşünme yeteneğini kaybetmesi sonucunda zararına ve yararına olacak şeyleri detaylı olarak bilememesidir.
İslâm'da îman esasları birbiriyle bağlantılı olup kendi aralarında parçalanmaz ve birbirinden ayrılmaz olduğundan dolayı kitaplara îman, diğer esaslardan ayrılmaz.
Allâh-u Teâlâ'ya inanmak, O'nun, peygamberleri birer yol göste-rici olarak gönderdiğini kabul etme sonucuna götürür. Peygamberlere îman da onların Allâh-u Teâlâ dan getirip tebliğ ettiklerini tasdik etmeyi (doğrulamayı) gerektirir.
Kendisine kitap indirilen her peygamber de, ondaki emir ve yasakla. Her ilahi kitap, mutlaka bir peygamber aracılığıyla gönderilmiştir. rin uygulanması gerektiğini tebliğ etmiş ve bütün bunların yaşanabilir olduğunu bilfiil göstermiştir.
Semavi kitapların tamamının kaynağı birdir. Yani hepsi Allâh-u Teâlâ'dan olduğuna göre birine inanıp diğerine inanmamak veya herhangi birinin bazı âyetlerine inanıp diğer âyetlerine inanma. mak, hatta bir âyetini dahi inkâr etmek tamamını inkâr anlamına gelir ki bu da kişinin İslâm dâiresinin dışında kalmasını gerektirir.
Kur'ân-ı Kerîm vâsıtasıyla bildirilen Tevrât, İncil, Zebûr ve bize bildirilmemiş diğer kitap ve sahîfelere icmâlî olarak (Rabbimiz'den geldiğine toplu bir şekilde) inanılması yeterli olup Kur'ân-ı Kerîm'e ise tafsîlî olarak (her âyetini içine alacak şekilde) inanmak gerekir.
Kur'ân-ı Kerîm'den önceki semâvî kitaplar ya tahrif edilmiş olmaları sebebiyle ya da hikmeti Allâh-u Teâlâ tarafından bilinen bazı nedenlerle nesh edilmiş (hükmü geçersiz addedilmiş)tir.
Kur'ân-ı Kerîm ise âhir zaman ümmeti olan Ümmet-i Muhammed'e indirilmiş olması hasebiyle onun hükmü kıyamete kadar devam ede-cektir ve hiçbir şekilde tahrif edilmesi (herhangi bir âyetinin değişti-rilmesi) mümkün olmayacaktır.
Nitekim Allâh-u Teâlâ bu konuda:
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
"Gerçekten de Biz, o (inkâr etmiş oldukları) Kur'ân'ı Biz indir-mişizdir! Şüphesiz ki Biz (diğer kitaplarımız arasından) sadece onu elbette (tahrif ve değişikliklere uğratılmaktan koruyup) muhafaza edicileriz" (Hicr Süresi:9) buyurmuştur.
Kur'ân-ı Kerîm kendinden önceki kitapları tasdik etmiş, fakat onların getirdiği hükümleri kaldırarak yerlerine yeni hükümler getir-miş, mümin olabilmek için Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)e ve ona indirilen Kitab'a uymak gerektiğini ısrarla vurgulamıştır.
Buna göre Hristiyan veya Yahudi olan birinin makbül bir imana sahip olabilmesi; Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve sellemji ve Kur'ân-ı Kerim'in hükümlerini gönülden benimseyip onlara îman etmesine, Hristiyanlık veya Yahûdilik gibi bâtıl dinlerin hålen geçerli olduğuna inanmaktan ve onların ibadet tarzı olarak benimsediği mensüh (geçer-siz) hükümleri uygulamaktan berî (uzak) olmasına bağlıdır.
Dolayısıyla Müslüman bir kimsenin Kur'ân-ı Kerîm'den önce gönderilmiş Tevrât ve İncîl gibi kitapları okuyup incelemesi câiz de-ğildir. Bunlara karşı vazîfemiz sadece Allâh-u Teâlâ'dan gönderil-miş olduklarına îman etmemizdir.
Kitaplara îmanın (inanmanın), inanç esaslarından biri olduğu-nun delillerinden birisi de şu âyet-i kerîmedir:
قُولُوا آمَنَّا بِاللهِ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْنَا وَمَا أُنْزِلَ إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطِ وَمَا أُوتِيَ مُوسَى وَعِيسَى وَمَا أُوتِيَ النَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
"(Ey müminler! Sizi Yahudiliğe ve Hristiyanlığa îman etmeye da-vet edenlere) deyin ki: 'Biz Allâh'a, bize indirilmiş olan (Kur'ân-ı Azîmüşşân)a, İbrâhîm'e, İsmâ'îl'e, İshak'a, Ya'kûb'a ve o (İbrâhîm ile İshak (Aleyhimesselâm)ın) torunlar(1 olan on iki boy)a indirilmiş olan (sayfalar)a, Mûsâ'yaveÎsâ'yaverilmişolan (Tevrâtve İncilkitapların)a ve (sâir) peygamberlere Rablerinden verilmiş olan (sayfa)lar(in ta-mamın)a îman ettik.
Biz (Yahudi ve Hristiyanlar gibi, kimine inanıp kimini inkâr ede-rek) onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız. Ayrıca (siz:) 'Biz ancak O(nları gönderen Allâh-u Azîmü'şşâ)na (her zaman tam mânâsıyla boyun eğerek) teslim olucu (Müslüman) kimseleriz' (de-yin)." (Bakara Süresi: 136)
KUR'ÂN-I KERİM'İN TARİFİ
Alimler, Kur'ân-ı Kerîm'in tarifi hakkında şu vechile icmâ ve ittifak etmişlerdir: Kur'ân-ı Kerîm, muciz (hem lafzı hem de mânâsı bakımından bir mislinin meydana getirilmesi husûsunda insanları ve cinleri aciz bırakan) bir kelam olup, Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lemje yirmi üç senede peyderpey indirilmiş, mushaflara yazılmış, kalp-lerde hıfzedilmiş, tevâtür yoluyla müminlere nakledilmiş, bir âyet bile olsa tilâveti (okunması) ibâdet sayılmış bir kitaptır.