11 Cemâziyelevvel 1448 23 Ekim 2026
İmam Mâtürîdî İlim Kültür ve Dayanışma Derneği

Meleklere İman

Meleklere îman, İslâm inancının ikinci şartıdır. Meleklerin varlığı, nitelikleri ve görevleri hakkında temel bilgiler.

Meleklere İman Hakkında

MELEKLERE ÎMAN

İslâm'ın temel esaslarının ikincisi olan meleklere îman, Kur'ân-ı Kerim'in bazı âyetleriyle ve sahih hadis-i şeriflerle sabittir. Allâh-u Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

كُلِّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ)

"(Peygamber ve müminlerin) hepsi Allâh'a, meleklerine, kitap-larına ve peygamberlerine inandı." (Bakara Süresi:285)

Meleklere îmandan maksat; var olduklarına, Allâh-u Teâlâ'nın mükerrem (şerefli kılınmış) kulları olduklarına, Allâh-u Teâlâ'ya emirlerinde isyan etmediklerine, Allâh-u Teâlâ ya ibâdet ve emirle-rini yerine getirmek için yaratıldıklarına inanmaktır.

Şüphesiz ki bizim bilmediğimiz nice melekler vardır. Gerçek sayı-larını ancak Allah-u Teâlâ bilir.

Melekler, Allâh-u Teâlâ'nın nurdan yarattığı, gözümüzle göremediğimiz nûrânî varlıklardır. Melekler, sırf hayır işlemek ve Allâh-u Teâlâ'ya ibâdette bulunmak için yaratılmışlardır. Kötülük yapmaya kabiliyetleri yoktur. Çünkü Allâh-u Teâlâ onlara, şehvet (nefsânî istek) ve gazap (öfke) gibi kötülüğe itici duygular vermemiş-tir. Meleklerin bizim gibi yemeleri-içmeleri, yatıp uyumaları, evlenip çoğalmaları söz konusu değildir. Onlar hakkında erkeklik ve dişilik gibi bir cinsiyet de söz konusu değildir.

Melekler gökte-yerde, her tarafta bulunurlar; onların kısa za-manda en uzak mesafeleri aşıp emrolundukları yerlere gitmeye, di-ledikleri şekil ve sûrette görünmeye güçleri yeter. Allâh-u Teâlâ Adesi ve hikmeti müvâcehesinde onlara bu kuvveti vermiştir.


Melekler, gece-gündüz Allah-u Teâlâ ya ibadetle, zikir, tesbih ve takdis ile meşgul olurlar. Bu, onların gıdası gibidir.

Melekler Allâh-u Teâlâ'ya asla isyan etmez (karşı gelmez), onun emirlerinden zerre kadar dışarı çıkmazlar. Bu cihetle mâsum (günah-sız) ve itaatkârdırlar. Nitekim Allâh-u Teâlâ şöyle buyurur:

عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ)

"Onun (cehennemin) üzerinde (kâfirlere azap etmek için görev-lendirilmiş zebânî diye adlandırılan) iri yapıı, sert tabiatlı birta-kım melekler vardır. Onlar, kendilerine emretmiş olduğu şeyler hususunda Allah'a isyan etmezler ve emrolunmakta oldukları şeyi yaparlar." (Tahrim Süresi: 6'dan)

Vazîfeleri itibarıyla melekler, şu kısımlara ayrılmıştır.

1- Vahiy meleği: Bu, Cebrâîl (Aleyhisselâm)dır ki bu keremli me-lek Allâh-u Teâlâ ile peygamberleri arasında vâsıta olup Allâh-u Teâlâ'nın vahiylerini, emir ve nehiylerini onlara ulaştırır. O da bu vahiyleri Levh-i Mahfüz'dan alır.


2- Ölüm meleği: Ecelleri geldiğinde insanların ve sair canlıların ruhlarını alan melektir. İsmi Azrâîl'dir. (Aleyhisselâm)

3- Mîkâîl (Aleyhisselâm): (Yağmurların yağması, bitkilerin yetiş-mesi gibi) kâinattaki tabiat hâdiselerini (doğal olaylarını) Allâh-u Teâlâ'nın emrettiği şekilde düzenleyen melektir.

4- İsrafil (Aleyhisselâm): Kıyamet günü Sûr'a üfürecek olan melek-tir. Sûr; Allâh-u Teâlâ'nın boru şeklinde yaratmış olup mahlükatın yerinden kaldıramayacağı kadar ağır bir boynuzdur ki içerisinde can-lıların ruhları adedince delikler mevcuttur.

İsrafil (Aleyhisselâm) bu boruya iki kere üfleyecektir. Birinci üfürüş canlıların ölmesi için, ikincisi ise dirilmeleri içindir ki iki nefha (üfü-rüş) arasında kırk sene geçecektir.

5- Arş'ı taşıyan melekler: Kur'ân-ı Kerîm, bu meleklerin var ol-duklarını sarih bir ifadeyle (Gafir Süresi:7) bildirmiştir.


6- Mukarrab melekler: Bunların da varlıkları Kur'ân-ı Kerîm'le (Mutaffifin Süresi:21) sabittir. Görevleriyle alakalı değişik görüşler vardır. Bazıları yukarıda bahsi geçen Arş'ı taşıyan melekler olduklarını söy lemiş, bazıları dört büyük melekten ibaret olduklarını söylemişlerdir. Allâh-u Teâlâ en doğrusunu bilendir.

7- Cennete girecek müminlere hizmet edecek melekler.

8- Cehennemde kâfir ve günahkâr Müslümanlara azap edecek melekler. Bunlara cehennem zebânîleri de denilmiştir. Sayılarının on dokuz (19) olup, reislerinin adının Mâlik olduğu Kur'ân-ı Kerîm'de (Müddessir: 30, Zuhruf: 77) zikredilmektedir.

9- Dünya hayatında insanları koruyan melekler ki bunlar da Ra'd Sûresi'nin 11. âyet-i kerîmesinde zikredilmişlerdir.

10- Kirâmen Kâtibîn melekleri: İnfitâr Sûresi'nin 11. âyet-i kerîmesinde bahsi geçen bu melekler insanların iyi-kötü yaptıkları her türlü ameli yazan meleklerdir.

11-Anne karnında ceninin kaderini yazan ve nutfeye (insan su-yuna) ait işleri yapan meleklerdir ki bunlar da sahîh hadîs-i şerîflerde bahse konu edilmişlerdir. (Buhârî, Bedü'l-halk: 6, no: 3036)

Meleklerin en üstün olanı Cebrâîl (Aleyhisselâm)dır. İlk dört me-lek aynı zamanda meleklerin peygamberleridir.

Sahîh görüşlere göre insanların peygamberleri, meleklerin pey-gamberlerinden daha fazîletlidir. Peygamber olmayan insanlar, insan-lardan veya meleklerden hiçbir peygamberin derecesine ulaşamaz. Ama sâlih müminler sahîh görüşe göre meleklerden peygamber olma-yanların derecelerine ulaşabilirler.

Melekler Allâh-u Teâlâ'nın izniyle değişik sûretlere girebilir-ler. İbrâhîm ve Lût (Aleyhimesselâmja insan sûretinde geldikleri Hûd Sûresi'nin 81. âyet-i kerîmesinde beyan edilmektedir.

Cebraîl (Aleyhisselâm)ın, Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)e deği-şik süretlerde özellikle sahâbe-i kiramdan Araplar'ın en güzeli diye bilinen Dihye el-Kelbî (Radıyallâhu Anh) sûretinde defaatle geldiği sahîh hadis-i şerîflerde sabittir.

Melekler nurdan yaratılmış, rûhânî (elle tutulup gözle görül-meyen), latîf (boşlukta yer kaplamayan) canlı cisimlerdir.

Melekler dişilik veya erkeklik gibi cinsiyet belirten vasıflarla ni-telenmezler.

Onların da insanlar gibi Allâh-u Teâlâ'nın verdiği ölçüde ilimle-ri, iradeleri vardır. İnsanlardan farklı olarak onlarda (yemek-içmek ve cinsellik gibi) şehevâni istekler mevcut değildir.

Dâima Allâh-u Teâlâ'nın zikriyle ve emirleriyle meşgul olurlar.

Biz onları göremeyiz, onlar bizi görebilirler.