Meleklere İman Hakkında
MELEKLERE ÎMAN
İslâm'ın temel esaslarının ikincisi olan meleklere îman, Kur'ân-ı Kerim'in bazı âyetleriyle ve sahih hadis-i şeriflerle sabittir. Allâh-u Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
كُلِّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ)
"(Peygamber ve müminlerin) hepsi Allâh'a, meleklerine, kitap-larına ve peygamberlerine inandı." (Bakara Süresi:285)
Meleklere îmandan maksat; var olduklarına, Allâh-u Teâlâ'nın mükerrem (şerefli kılınmış) kulları olduklarına, Allâh-u Teâlâ'ya emirlerinde isyan etmediklerine, Allâh-u Teâlâ ya ibâdet ve emirle-rini yerine getirmek için yaratıldıklarına inanmaktır.
Şüphesiz ki bizim bilmediğimiz nice melekler vardır. Gerçek sayı-larını ancak Allah-u Teâlâ bilir.
Melekler, Allâh-u Teâlâ'nın nurdan yarattığı, gözümüzle göremediğimiz nûrânî varlıklardır. Melekler, sırf hayır işlemek ve Allâh-u Teâlâ'ya ibâdette bulunmak için yaratılmışlardır. Kötülük yapmaya kabiliyetleri yoktur. Çünkü Allâh-u Teâlâ onlara, şehvet (nefsânî istek) ve gazap (öfke) gibi kötülüğe itici duygular vermemiş-tir. Meleklerin bizim gibi yemeleri-içmeleri, yatıp uyumaları, evlenip çoğalmaları söz konusu değildir. Onlar hakkında erkeklik ve dişilik gibi bir cinsiyet de söz konusu değildir.
Melekler gökte-yerde, her tarafta bulunurlar; onların kısa za-manda en uzak mesafeleri aşıp emrolundukları yerlere gitmeye, di-ledikleri şekil ve sûrette görünmeye güçleri yeter. Allâh-u Teâlâ Adesi ve hikmeti müvâcehesinde onlara bu kuvveti vermiştir.
Melekler, gece-gündüz Allah-u Teâlâ ya ibadetle, zikir, tesbih ve takdis ile meşgul olurlar. Bu, onların gıdası gibidir.
Melekler Allâh-u Teâlâ'ya asla isyan etmez (karşı gelmez), onun emirlerinden zerre kadar dışarı çıkmazlar. Bu cihetle mâsum (günah-sız) ve itaatkârdırlar. Nitekim Allâh-u Teâlâ şöyle buyurur:
عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ)
"Onun (cehennemin) üzerinde (kâfirlere azap etmek için görev-lendirilmiş zebânî diye adlandırılan) iri yapıı, sert tabiatlı birta-kım melekler vardır. Onlar, kendilerine emretmiş olduğu şeyler hususunda Allah'a isyan etmezler ve emrolunmakta oldukları şeyi yaparlar." (Tahrim Süresi: 6'dan)
Vazîfeleri itibarıyla melekler, şu kısımlara ayrılmıştır.
1- Vahiy meleği: Bu, Cebrâîl (Aleyhisselâm)dır ki bu keremli me-lek Allâh-u Teâlâ ile peygamberleri arasında vâsıta olup Allâh-u Teâlâ'nın vahiylerini, emir ve nehiylerini onlara ulaştırır. O da bu vahiyleri Levh-i Mahfüz'dan alır.
2- Ölüm meleği: Ecelleri geldiğinde insanların ve sair canlıların ruhlarını alan melektir. İsmi Azrâîl'dir. (Aleyhisselâm)
3- Mîkâîl (Aleyhisselâm): (Yağmurların yağması, bitkilerin yetiş-mesi gibi) kâinattaki tabiat hâdiselerini (doğal olaylarını) Allâh-u Teâlâ'nın emrettiği şekilde düzenleyen melektir.
4- İsrafil (Aleyhisselâm): Kıyamet günü Sûr'a üfürecek olan melek-tir. Sûr; Allâh-u Teâlâ'nın boru şeklinde yaratmış olup mahlükatın yerinden kaldıramayacağı kadar ağır bir boynuzdur ki içerisinde can-lıların ruhları adedince delikler mevcuttur.
İsrafil (Aleyhisselâm) bu boruya iki kere üfleyecektir. Birinci üfürüş canlıların ölmesi için, ikincisi ise dirilmeleri içindir ki iki nefha (üfü-rüş) arasında kırk sene geçecektir.
5- Arş'ı taşıyan melekler: Kur'ân-ı Kerîm, bu meleklerin var ol-duklarını sarih bir ifadeyle (Gafir Süresi:7) bildirmiştir.
6- Mukarrab melekler: Bunların da varlıkları Kur'ân-ı Kerîm'le (Mutaffifin Süresi:21) sabittir. Görevleriyle alakalı değişik görüşler vardır. Bazıları yukarıda bahsi geçen Arş'ı taşıyan melekler olduklarını söy lemiş, bazıları dört büyük melekten ibaret olduklarını söylemişlerdir. Allâh-u Teâlâ en doğrusunu bilendir.
7- Cennete girecek müminlere hizmet edecek melekler.
8- Cehennemde kâfir ve günahkâr Müslümanlara azap edecek melekler. Bunlara cehennem zebânîleri de denilmiştir. Sayılarının on dokuz (19) olup, reislerinin adının Mâlik olduğu Kur'ân-ı Kerîm'de (Müddessir: 30, Zuhruf: 77) zikredilmektedir.
9- Dünya hayatında insanları koruyan melekler ki bunlar da Ra'd Sûresi'nin 11. âyet-i kerîmesinde zikredilmişlerdir.
10- Kirâmen Kâtibîn melekleri: İnfitâr Sûresi'nin 11. âyet-i kerîmesinde bahsi geçen bu melekler insanların iyi-kötü yaptıkları her türlü ameli yazan meleklerdir.
11-Anne karnında ceninin kaderini yazan ve nutfeye (insan su-yuna) ait işleri yapan meleklerdir ki bunlar da sahîh hadîs-i şerîflerde bahse konu edilmişlerdir. (Buhârî, Bedü'l-halk: 6, no: 3036)
Meleklerin en üstün olanı Cebrâîl (Aleyhisselâm)dır. İlk dört me-lek aynı zamanda meleklerin peygamberleridir.
Sahîh görüşlere göre insanların peygamberleri, meleklerin pey-gamberlerinden daha fazîletlidir. Peygamber olmayan insanlar, insan-lardan veya meleklerden hiçbir peygamberin derecesine ulaşamaz. Ama sâlih müminler sahîh görüşe göre meleklerden peygamber olma-yanların derecelerine ulaşabilirler.
Melekler Allâh-u Teâlâ'nın izniyle değişik sûretlere girebilir-ler. İbrâhîm ve Lût (Aleyhimesselâmja insan sûretinde geldikleri Hûd Sûresi'nin 81. âyet-i kerîmesinde beyan edilmektedir.
Cebraîl (Aleyhisselâm)ın, Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)e deği-şik süretlerde özellikle sahâbe-i kiramdan Araplar'ın en güzeli diye bilinen Dihye el-Kelbî (Radıyallâhu Anh) sûretinde defaatle geldiği sahîh hadis-i şerîflerde sabittir.
Melekler nurdan yaratılmış, rûhânî (elle tutulup gözle görül-meyen), latîf (boşlukta yer kaplamayan) canlı cisimlerdir.
Melekler dişilik veya erkeklik gibi cinsiyet belirten vasıflarla ni-telenmezler.
Onların da insanlar gibi Allâh-u Teâlâ'nın verdiği ölçüde ilimle-ri, iradeleri vardır. İnsanlardan farklı olarak onlarda (yemek-içmek ve cinsellik gibi) şehevâni istekler mevcut değildir.
Dâima Allâh-u Teâlâ'nın zikriyle ve emirleriyle meşgul olurlar.
Biz onları göremeyiz, onlar bizi görebilirler.
İslâm'ın temel esaslarının ikincisi olan meleklere îman, Kur'ân-ı Kerim'in bazı âyetleriyle ve sahih hadis-i şeriflerle sabittir. Allâh-u Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
كُلِّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ)
"(Peygamber ve müminlerin) hepsi Allâh'a, meleklerine, kitap-larına ve peygamberlerine inandı." (Bakara Süresi:285)
Meleklere îmandan maksat; var olduklarına, Allâh-u Teâlâ'nın mükerrem (şerefli kılınmış) kulları olduklarına, Allâh-u Teâlâ'ya emirlerinde isyan etmediklerine, Allâh-u Teâlâ ya ibâdet ve emirle-rini yerine getirmek için yaratıldıklarına inanmaktır.
Şüphesiz ki bizim bilmediğimiz nice melekler vardır. Gerçek sayı-larını ancak Allah-u Teâlâ bilir.
Melekler, Allâh-u Teâlâ'nın nurdan yarattığı, gözümüzle göremediğimiz nûrânî varlıklardır. Melekler, sırf hayır işlemek ve Allâh-u Teâlâ'ya ibâdette bulunmak için yaratılmışlardır. Kötülük yapmaya kabiliyetleri yoktur. Çünkü Allâh-u Teâlâ onlara, şehvet (nefsânî istek) ve gazap (öfke) gibi kötülüğe itici duygular vermemiş-tir. Meleklerin bizim gibi yemeleri-içmeleri, yatıp uyumaları, evlenip çoğalmaları söz konusu değildir. Onlar hakkında erkeklik ve dişilik gibi bir cinsiyet de söz konusu değildir.
Melekler gökte-yerde, her tarafta bulunurlar; onların kısa za-manda en uzak mesafeleri aşıp emrolundukları yerlere gitmeye, di-ledikleri şekil ve sûrette görünmeye güçleri yeter. Allâh-u Teâlâ Adesi ve hikmeti müvâcehesinde onlara bu kuvveti vermiştir.
Melekler, gece-gündüz Allah-u Teâlâ ya ibadetle, zikir, tesbih ve takdis ile meşgul olurlar. Bu, onların gıdası gibidir.
Melekler Allâh-u Teâlâ'ya asla isyan etmez (karşı gelmez), onun emirlerinden zerre kadar dışarı çıkmazlar. Bu cihetle mâsum (günah-sız) ve itaatkârdırlar. Nitekim Allâh-u Teâlâ şöyle buyurur:
عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ)
"Onun (cehennemin) üzerinde (kâfirlere azap etmek için görev-lendirilmiş zebânî diye adlandırılan) iri yapıı, sert tabiatlı birta-kım melekler vardır. Onlar, kendilerine emretmiş olduğu şeyler hususunda Allah'a isyan etmezler ve emrolunmakta oldukları şeyi yaparlar." (Tahrim Süresi: 6'dan)
Vazîfeleri itibarıyla melekler, şu kısımlara ayrılmıştır.
1- Vahiy meleği: Bu, Cebrâîl (Aleyhisselâm)dır ki bu keremli me-lek Allâh-u Teâlâ ile peygamberleri arasında vâsıta olup Allâh-u Teâlâ'nın vahiylerini, emir ve nehiylerini onlara ulaştırır. O da bu vahiyleri Levh-i Mahfüz'dan alır.
2- Ölüm meleği: Ecelleri geldiğinde insanların ve sair canlıların ruhlarını alan melektir. İsmi Azrâîl'dir. (Aleyhisselâm)
3- Mîkâîl (Aleyhisselâm): (Yağmurların yağması, bitkilerin yetiş-mesi gibi) kâinattaki tabiat hâdiselerini (doğal olaylarını) Allâh-u Teâlâ'nın emrettiği şekilde düzenleyen melektir.
4- İsrafil (Aleyhisselâm): Kıyamet günü Sûr'a üfürecek olan melek-tir. Sûr; Allâh-u Teâlâ'nın boru şeklinde yaratmış olup mahlükatın yerinden kaldıramayacağı kadar ağır bir boynuzdur ki içerisinde can-lıların ruhları adedince delikler mevcuttur.
İsrafil (Aleyhisselâm) bu boruya iki kere üfleyecektir. Birinci üfürüş canlıların ölmesi için, ikincisi ise dirilmeleri içindir ki iki nefha (üfü-rüş) arasında kırk sene geçecektir.
5- Arş'ı taşıyan melekler: Kur'ân-ı Kerîm, bu meleklerin var ol-duklarını sarih bir ifadeyle (Gafir Süresi:7) bildirmiştir.
6- Mukarrab melekler: Bunların da varlıkları Kur'ân-ı Kerîm'le (Mutaffifin Süresi:21) sabittir. Görevleriyle alakalı değişik görüşler vardır. Bazıları yukarıda bahsi geçen Arş'ı taşıyan melekler olduklarını söy lemiş, bazıları dört büyük melekten ibaret olduklarını söylemişlerdir. Allâh-u Teâlâ en doğrusunu bilendir.
7- Cennete girecek müminlere hizmet edecek melekler.
8- Cehennemde kâfir ve günahkâr Müslümanlara azap edecek melekler. Bunlara cehennem zebânîleri de denilmiştir. Sayılarının on dokuz (19) olup, reislerinin adının Mâlik olduğu Kur'ân-ı Kerîm'de (Müddessir: 30, Zuhruf: 77) zikredilmektedir.
9- Dünya hayatında insanları koruyan melekler ki bunlar da Ra'd Sûresi'nin 11. âyet-i kerîmesinde zikredilmişlerdir.
10- Kirâmen Kâtibîn melekleri: İnfitâr Sûresi'nin 11. âyet-i kerîmesinde bahsi geçen bu melekler insanların iyi-kötü yaptıkları her türlü ameli yazan meleklerdir.
11-Anne karnında ceninin kaderini yazan ve nutfeye (insan su-yuna) ait işleri yapan meleklerdir ki bunlar da sahîh hadîs-i şerîflerde bahse konu edilmişlerdir. (Buhârî, Bedü'l-halk: 6, no: 3036)
Meleklerin en üstün olanı Cebrâîl (Aleyhisselâm)dır. İlk dört me-lek aynı zamanda meleklerin peygamberleridir.
Sahîh görüşlere göre insanların peygamberleri, meleklerin pey-gamberlerinden daha fazîletlidir. Peygamber olmayan insanlar, insan-lardan veya meleklerden hiçbir peygamberin derecesine ulaşamaz. Ama sâlih müminler sahîh görüşe göre meleklerden peygamber olma-yanların derecelerine ulaşabilirler.
Melekler Allâh-u Teâlâ'nın izniyle değişik sûretlere girebilir-ler. İbrâhîm ve Lût (Aleyhimesselâmja insan sûretinde geldikleri Hûd Sûresi'nin 81. âyet-i kerîmesinde beyan edilmektedir.
Cebraîl (Aleyhisselâm)ın, Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem)e deği-şik süretlerde özellikle sahâbe-i kiramdan Araplar'ın en güzeli diye bilinen Dihye el-Kelbî (Radıyallâhu Anh) sûretinde defaatle geldiği sahîh hadis-i şerîflerde sabittir.
Melekler nurdan yaratılmış, rûhânî (elle tutulup gözle görül-meyen), latîf (boşlukta yer kaplamayan) canlı cisimlerdir.
Melekler dişilik veya erkeklik gibi cinsiyet belirten vasıflarla ni-telenmezler.
Onların da insanlar gibi Allâh-u Teâlâ'nın verdiği ölçüde ilimle-ri, iradeleri vardır. İnsanlardan farklı olarak onlarda (yemek-içmek ve cinsellik gibi) şehevâni istekler mevcut değildir.
Dâima Allâh-u Teâlâ'nın zikriyle ve emirleriyle meşgul olurlar.
Biz onları göremeyiz, onlar bizi görebilirler.